Kapıcılar Kralı

GD Star Rating
loading...

Zeki Ökten‘in 1976 tarihli, başrolünde Kemal Sunal‘ın oynadığı Kapıcılar Kralı eseri, her daim beğeniyle izlenmiş olmasına bakarsak güncelliğini kaybetmeyen, dolayısıyla hala bizde varolan bir “hissiyata” seslenmeye devam eden bir filmdir. Kapıcılar Kralı bir apartmanı merkeze alarak, ilk bakışta burayı çevreleyen konuları anlatır gibi görünür. Filmde başkarakterimiz olan Seyit (Kemal Sunal) köyden kente göç etmiş, görünüşte saf ama her kılığa giren, her durumu “parasal” bir değer haline getirmeyi bilen cingöz birisidir. Filmin çekildiği dönemde sıkça çekilen köyden kente göç etmiş, yol-iz bilmez saf kişi değildir o. Yine ezilmekte, insan muamelesi görmemekte ama herkesin “gizli saklı” işlerini yapıp onların tüm sırlarına vakıf olup, bu işlerden kendi payına düşeni almaktadır. Bu açıdan Seyit dilerseniz henüz emekleme aşamasında olan bir Anadolu Kaplanı‘dır. Onun ticari zekası, herkes onu yönetiyor sanırken arkadan döndürdüğü işlerde belirir, ki zaten sonunda herkesi dize getirip kendi hükümdarlığını ilan edecektir. Filmin sonu gerçekten de bir “krallığı” anlatır.

Apartmanın diğer sakinleri ise ucu ucuna yaşayan kızı sıkıntı içinde bir memur ve ailesi, araba satıcılığı yapan ama “araba sürmeyi bilmeyen“, eşine şiddet uygulayan bir adam, eskiden Albay olup artık emeklilik dönemi yaşayan bir asker, kızıyla yaşayan dedikoducu bir kadın, apartmanın sahibi olan ve en üst katta sağlam bir kapı ve anahtarların arkasında para dışında her şeye karşı ilgisiz olan bir “burjuva” izleyicinin yoğun olarak fark ettiği kimselerdir. Ancak film genel bir sunuşun ardından bir “darbe“yle, dramatik dönüşüm noktasına erişir. Apartmanda yönetim el değiştirmiştir.

El değiştiren yönetim

Bu apartmanın yöneticiliğini yapan, Seyit’in ve diğerlerinin “kılıbık” olarak andığı bir kimsedir. Bu adam gayet sakin, kibar ama yaptıkları eşinden bile destek görmeyen birisidir. Sadece kızı “Aslan babacığım” diye ara sıra ona gaz verir. Bir gün eşine şiddet uygulayan adam eve gelip de her zamanki gibi eşiyle kavgaya tutuşunca apartman “sakinleri” sakinliklerini kaybeder ve bir tür protesto başlatır. Yöneticiyi göreve çağırırlar. Yönetici de ne yapsın, gönülsüz biçimde asabi adamın kapısını çalar ve apartman sakinlerinin bu durumdan rahatsız şikayetçi olduklarını söyler. Adam “Kimmiş onlar?” diye etrafa bakar ama herkes tabanları yağlamıştır; ortada kimse yoktur. Az önce esip gürleyen asker bile görünmez olur. Dahası dedikoducu kadın da birden taraf değiştirip Seyit’e homurdanır. Dayak yiyen kadın ise, “Kocam değil mi döver de sever de,” der. Kocası dayak atmaktan yorulmaz, ama kadının dayak yerken ki konuşmalarını dikkatli dinlersek, “Ay yoruldum,” diyen sesini bile duyarız. Apartman yöneticisi, bu gayet mülayim adam da bir sinir krizi geçirir artık ve istifasını basar. Derhal evine gider apartmanın tüm dosyalarını Albay’ın kapısının önüne atıp, yönetimi ona “devreder“. Yönetici, “Madem bu kadar apartman yönetmeye isteklisin al sen yönet, al başına çal” demektedir. Albay uzun süreden beri istediği şeyi elde etmiştir. Artık “istediği gibi” bir yönetim sağlamak için kolları sıvayabilir.

Apartman yönetiminin bir askere geçmesi, ki filmde bu askerin apartmanı yönetmeye istekli oluşu özellikle vurgulanır, Ökten’in dört yıl sonrası için güçlü bir öngörüsüdür. Her ne kadar dört yıl sonra siviller kendi elleriyle yönetimi askere devretmese de, ökten bu darbe sürecinin sivillerin “kılıbıklığı“, otorite sağlamayışına da bağlar. Bu açıdan daimi bir iktidarsızlık içindeki iyi niyetli apartman yöneticisi bu yönetimin el değiştirmesi sürecinde de aslında “bazı günahlara” sahiptir.

“Katılımsız” demokrasi

Seyit için bu yönetim değişimi kötüdür. Çünkü o zaman kadar istediği gibi partmanı yöneten aslında odur. Bodrum katındaki evde isteyene içki hazırlar, bir başkasından ödünç aldığı yumurtayı diğerine satar. Albay iş başına geldikten sonra ise tüm düzeni bozulur Seyit2in. Sabah 5 kalkıp “mıntıka” temizliği yapacak, herkes “içtimaya” katılacak, günün belli saatlerinde ve hatta tuvalete giderken bile Albay’a “tekmil” verecektir. Apartmanın diğer sakinleri bu durumdan fazla etkilenmiş görünmez. Bazen bir dokor sabahleyin yüksek sesle konuşan Albay’ı fırçalar ama Albay da derhal suçu Seyit’in üzerine atar. Seyit’in buna cevabı ise manidardır, “Heyecanlandım Albay’ım bir an askerlik günlerim aklıma geldi,” der. Yani aslında Albay’ın apartmanda bu kadar etkin bir güce kavuşmasının sebebi aynı zamanda sakinlerin, yani halkın tüm yönetim sürecine genel ilgisizliğidir. Onlar da aslında kendi gündelik hayatlarındaki dedikodu, içki gibi şeyler dışında çevrede neler oluyor bitiyor pek de ilgili değildirler. Ökten ikinci eleştirisini halka yöneltir; açıkça siz böyle ilgisiz davranırsanız süreç farklı bir noktaya gitmektedir demektedir.

Yeni pragmatik insan tipi

Çok geçmeden yeni sürece ayak uyduran Seyit gerçekte dolandırıcı olan ama kendilerini gizli polis gibi tanıtan yeni kiracının karısından çok etkilenir. Bu yeni kiracı çift apartman sahibinin evini soymayı üşünmektedir ve adam karısını hemen tavsiye verir kapıcıyı ayarla. Seyit’in en büyük zaafı ise “cinsel” doyurulmamış arzularıdır. Bir “bayram günü” güzelce giyinir, boş olan eve gidip soyunmaya başlar. Tam bu sırada kadın bağırıp çağırır. Tüm cingozlüğünü bir kadın karşısında kaybeden Seyit ne yapacağını bilemez ancak sonradan bunun bir soygun çalışması olduğunu kabul eder. Tüm bu süreç sonunda rüştünü ispatlamış, kafasını çalıştırmış, eski kendi fildişi kulesinden dışarı çıkmayan sahip yerine kapıcılığı bırakmadan, yani bodrum katında apartmanın hükümdarlığını devralacaktır. Saeyit için her şeyin parasal bir anlamı vardır. O ilk yönetici gibi pısırık değildir, Albay gibi de otoriterlikle alakası yoktur. Her şey para içindir ve para için savaşmayacağı, ya da uzlaşmayacağı bir şeyi yoktur Seyit’in. Seyit’in bu iktidarı elde edişi, film boyunca sempati toplayan karakterimizin nasıl bir yola gireceğini de açıkça gözler önüne serer. Seyit “yeni dönem”in ruhunu yansıtır. O Özalcı pragmatik insandır. Apartman sakileri Seyit’in önünde eski iyi niyetli “kılıbık” yöneticiye ve Albay’a olduğundan daha hazırol halindedir. Herkes onun ağzından çıkacak sözlere dikkat kesilmiştir. Apartman için gerçek “içtima” zamanı bu zamandır. Hepsi de bilmektedir ki çok yakın bir zamanda kiralara esaslı bir zam gelebilir, bu “kapıcı” onları her gün soyup soğana çevirecektir. Çünkü Seyit aslında “oyunun kurallarını” çok iyi öğrenmiştir. Ökten Seyit’in, yani bu saflıktan sıyrılmış, artık hepten bir ticari zekanın dışavurumu olan kişi filmde olduğu kadar gerçek hayatta da “merkeze” oturacaktır. Ökten bu yolla 80′lerin Özalcı insanını ve onun Türkiye’de yol açtığı asıl değişimi anlatmaya da çalışır. Asker bu değişimin gerçekleşmesinde sadece aracı rolü üstlenmiştir.

Bazı filmler vardır sadece üretildikleri yılların değil, geleceğin de sesi olurlar. Eğer sanatın ve dolayısıyla sinemanın bir kehanet yeteneği varsa bu eserler böyle bir kehanette bulunurlar. Onlar yıl olarak eskise de güncelliklerini kaybetmezler. İzleyicileri için her daim söylenecek sözleri vardır. Ökten Kapıcılar Kralı aracılığıyla böyle bir şeyi başarmış, Türkiye’deki özlü değişimi iyi gözlemlemiş, bunun varacağı sonuçları önceden tahmin etmiştir.

Filmin Künyesi

  • Yönetmen: Zeki Ökten
  • Yapımcı: Arif Keskiner, Abdurahman Keskiner
  • Senarist: Umur Bugay
  • Oyuncular: Kemal Sunal, Bilge Zobu, Sevda Ferdağ, Sevil Üstekin, Şevket Altuğ
  • Görüntü yönetmeni: İzzet Akay
  • Kurgu: Alaaddin Durmaz
  • Stüdyo: Çiçek Film
  • Yapım yılı: 1976, Türkiye
  • Süre: 84 dk.
  • Dil: Türkçe
GD Star Rating
loading...
Kapıcılar Kralı, 5.0 out of 5 based on 5 ratings
Yazar - 19 Kasım 2012. Kategori Aile, Klasik Filmler, Komedi, Manşet, Sinemada Türler, Sinemasal Dünya, Türkiye Sineması. Bu yazıya yazılan yazıları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0. Yorum yazabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>